Genel forum adına her şey bu forumda!  

Geri Git   Genel forum adına her şey bu forumda! > Forumda.Org - Din, Eğitim, Öğretim, Mustafa Kemal Atatürk, Kültür ve Sanat > Eğitim ve Öğretim > Felsefe & Psikoloji


Felsefik Hikayeler ve Deyişler


Kullanıcı Etiket Listesi

  
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 02 Temmuz 2024, 10:34   #11
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

NERGİS İLKESİ
Kızım defalarca telefon edip "Anne zamanları geçmeden gelip nergisleri görmelisin" demişti. Aslında gitmek istiyordum ama Laguna'dan Arrowhead Gölü neredeyse iki saatlik araba mesafesindeydi. Biraz gönülsüzce "Haftaya Salı geleceğim" diye söz verdim. Çünkü bu üçüncü telefon edişiydi.
Ertesi Salı yağmur ve soğukla birlikte geldi. Ama ne çare söz vermiştim bir kere ve bu yüzden arabaya atlayıp gittim. Carolyn'in evine girip kızımı kucakladıktan ve torunlarımla hasret giderdikten sonra dedim ki "Nergisleri boş ver Carolyn! Yol sisten görünmüyor. Zaten şu anda seni ve çocukları o kadar çok özlemiş durumdayım ki bir metre daha araba kullanmayı
düşünmüyorum!"
Kızım sakince gülümsedi ve "Biz her zaman böyle havalarda araba kullanıyoruz anneciğim" dedi. Bense "Hava açılmadan dünyada tekrar yola çıkmam. O zaman da doğru evime döneceğim!" diye kararlı bir şekilde konuştum. Carolyn "Arabamı almak için beni garaja kadar götürebileceğini düşünmüştüm" deyince "Ne kadar mesafede?" diye sordum. "Sadece birkaç yüz
metre ötede" dedi Carolyn. "Tamam o zaman götürürüm. Nasılsa bu kadar yola alışığım" dedim. Yola çıktıktan birkaç dakika sonra "Nereye gidiyoruz biz? Bu yol garaj yolu değil!" diye sordum. Carolyn gülerek "Garaja uzun yoldan
gidiyoruz" dedi "Nergislerin yolundan." "Carolyn!" dedim sert bir sesle "lütfen geri dön." "Tamam anne" dedi Carolyn "inan bana; bu fırsatı kaçırırsan kendini asla bağışlamazsın."
Yirmi dakika kadar sonra küçük bir çakıl yola saptık ve ileride bir kilise gördüm. Kilisenin diğer ucunda elle yazılmış "Nergis Bahçesi" yazısı vardı. Arabadan çıkarak her birimiz bir çocuğun elinden tuttuk ve patikadan aşağı
doğru yürüyen Carolyn'i takip etmeye başladım. Patika yolun dönemeç yaptığı yeri döner dönmez gördüklerim karşısında nefesim kesildi. Dünyanın en göz alıcı görüntüsü gözlerimin önünde uzanıyordu. Sanki birisi koca bir kazan
dolusu altını alıp dağın zirvesinden aşağıya yamaçlarına doğru boca etmişti. Çiçekler görkemli bir şekilde helezonlar halinde koyu turuncu beyaz limon sarısı somon pembesi hardal ve krem rengarenk adeta kurdeleler gibi ardarda dizilmişlerdi. Aynı renkteki çiçekler bir arada ekilmiş olduğundan her biri kendi rengindeki bir ırmağı andırırcasına akıp gidiyordu.
Beş dönüm çiçek vardı. "Fakat bütün bunları kim yaptı?" diye sordum Carolyn'e. "Sadece bir tek kadın" diye cevapladı "Kendisi de burada yaşıyor; burası onun evi." Tüm o ihtişamın ortasındaki küçük ve mütevazı iyi bakılmış A şeklindeki bir evi gösterdi. Eve doğru yürüdük. Evin girişindeki bahçede bir tabela gördük.
"Cevaplayabildiğim Kadarıyla Soracaklarınızın Yanıtları" yazıyordu tabelada. İlk yanıt basitti "50.000 çiçek soğanı" diyordu. İkinci yanıt "Hepsi birerbirer bir kadın tarafından. İki el iki ayak ve birazcık akıl ile." Üçüncüsü "1958'de başlandı" idi. İşte bu Nergis İlkesi buydu. O an benim için hayatımı değiştirecek bir deneyim oldu. Hiç görmemiş olduğum bu kadıncağızı düşündüm aşağı yukarı kırk yıl önce bu işe koyulan her seferinde bir çiçek soğanı ekerek görülmesi bile zor bir dağa göz zevkini
ve neşesini getirmiş olan o kadını. Ama her seferinde tek bir çiçek soğanı ekerek yıllar boyu süren çabası sonucunda dünyayı değiştirebilmişti. Bu bilinmeyen kadın içinde yaşadığı dünyayı ebediyen değiştirmişti. Tarifi zor bir büyülü ortam güzellik ve ilham yaratmıştı.
Onun nergis bahçesinin öğrettiği ilke en çok bilinen prensiplerden biriydi. Yani amaçlarımıza ve arzularımıza doğru her seferinde bir adım atarak -daha çok küçük birer adım atarak- ulaşmayı öğrenmek bir iş yapmayı sevmesini öğrenmek ve zaman birikiminin nasıl kullanılacağını öğrenmek.
Zamanın küçük parçacıklarını ufak günlük çabalarımızla çarptığımız zaman kendimizin de muhteşem şeyler yapabileceğimizi görürüz. Biz de dünyayı değiştirebiliriz. "Yine de bu beni biraz üzüyor" dedim Carolyn'e. "Düşünüyorum da otuz beş-kırk yıl önce böyle güzel bir amaçla ben yola çıkmış olsaydım şu anda ne kadarına ulaşmış olabilirdim acaba?" Kızım günün anlamını kendine has tevrıyla kısaca "Bunu öğrenmeye hemen yarın başla!" diyerek özetledi.
Dün kaybettiğimiz saatleri düşünmenin hiçbir yararı yok. Pişmanlığımızın nedenlerinden bahsedeceğimize kutlanacak bir ders almak istiyorsak "Bunu bugün nasıl işe yarar hale getirebilirim?" sorusunu sormamız y
AHMAKLARDAN KAÇMAK


Mevlâna "Mesnevi" de bir Hazreti İsa hikâyesi anlatır:

Bir gün Hazreti İsa arkasına endişeyle bakarak kaçıyormuş.

Adamın biri bu durumu görmüş merak etmiş:

"Arkanda kimseyi görmedim ama sen kaçıyorsun kimden kaçıyorsun?"

Hazreti İsa cevap vermeden koşmaya devam etmiş.

Adamın da inadı tutmuş peşine takılmış.
Biraz yaklaşınca bağırmış:

"Ne olur biraz dur da söyle çok merak ettim neden kaçtığını; arkanda ne insan var ne de hayvan..."

Bunun üzerine Hazreti İsa durmuş adamın yanına gelmiş ve cevap vermiş:

- Ben bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan kaçıyorum...

Adam şaşırmış:

- Körlerin gözlerini sağırların kulaklarını açan sen değil misin?

- Evet...

- Ölüleri dirilten sen değil misin?

- Evet benim...

- Topraktan kuşlara can veren sen değil misin?

- Evet benim...

Adam biraz daha meraklanmış:

- Bunca mucizeyi yaratan Hazreti İsa bir ahmaktan ve bütün ahmaklardan neden kaçar?

"Dinle" demiş Hazreti İsa "Bütün dediklerin doğru.

Körler için dua ettim gözleri açıldı...

Sağırlar için dua ettim kulakları açıldı...

Cansız bedenler canlandı...

Ama ahmağın gönlüne ve kafasına hiçbir şey sokmayı başaramadım... Konuştum kafasına girmedi... Okudum yüreğine gitmedi...

Yüzlerce kez okudum...

Binlerce kez konuştum...

On binlerce kez anlattım...

Ama ahmak ahmaklar sadece bir kaya parçasına dönüştü...

Ne kafaları kımıldadı ne de yürekleri...

Böylece ahmaklardan her türlü kötülüğün gelebileceğini anladım bu yüzden bütün ahmaklardan kaçıyorum..."
tüm yaralarım gerçek ama onları bana veren tüm insanlar yalan ..
AlıntıAlıntı
 
  

Yer İmleri

Etiketler
deyişler, felsefik, hikayeler

Konu Araçları
Görünüm Modları

Yayınlama Kuralları


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:32

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

Forumda.Org, altyapısını oluşturan yazılım olan vBulletin®'i lisanslı kullanmaktadır.
genel forum - genel forum sitesi

Forumda.Org, bir genel forum sitesidir. Bu yüzden forumumuza kaydolan her üye, kontrol edilmeksizin içerik paylaşabilir. 5651 sayılı kanuna göre forum sitemiz yer sağlayıcı kapsamındadır. İçerik sağlayıcı değildir. İçerik sağlayıcı; içeriği üreten, yayımlayan forum üyesidir. Dolayısıyla bildirim almadığımızda içeriklerden yana yükümlülüğümüz doğmaz. Bu itibarla; paylaşılan materyallerden doğabilecek her türlü yasal sorumluluk paylaşımı gerçekleştiren kullanıcıya aittir. Forumda.Org, hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. İllegal herhangi bir faaliyetin görülmesi durumunda bildirimi için İLETİŞİM linkindeki form doldurulursa, ilgili içeriğe ilişkin hukuki inceleme yapılacak ve en geç 48 saat içerisinde işlem gerçekleştirilip dönüş sağlanacaktır.

5101 sayılı yasayla değişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafından yasaklanmış olup, yasal işlem başlatılması durumunda, paylaşan kişilerin bilgileri müzekkere yazan yetkili makam ile paylaşılacaktır.