Genel forum adına her şey bu forumda!  

Geri Git   Genel forum adına her şey bu forumda! > Forumda.Org - Din, Eğitim, Öğretim, Mustafa Kemal Atatürk, Kültür ve Sanat > Eğitim ve Öğretim > Felsefe & Psikoloji


Felsefik Hikayeler ve Deyişler


Kullanıcı Etiket Listesi

  
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 02 Temmuz 2024, 10:30   #1
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Düşüncenin devinimi düşünen kişinin devinmesidir
ancak — onunla gerçekleşebilir ancak:
Yerleşik kişinin düşünceleri de durağan olur.

Çünkü içinde yeniye yer bırakmayan
bir 'düzenliliği' yaşayan kişi aslında
üst anlamda bir düzensizlik yaşıyordur
— içinde yeniye yer tanımayan bir 'düzen'
eskinin düzensiz karışımlarından başka bir
yere ulaşamaz.

Her an ayrıyı aykırıyı yeniyi yaşayan kişi
düzenli bir yaşam yaşıyordur.


İnsanlar ne sanıyorlar ki 'düzen'i
— kendi dar çarpık açılarından bakarak :
sabah-akşam gidiş-gelişlerini 'düzenleyen'
bir 'seyrüsefer nizamnamesi' mi?! — Oysa
asıl düzen düzensizlikten çıkarak
düzene ulaşmağa çabalayan bir düzenleme
uğraşısında bulunabilir ancak.

'Verilmiş' 'varolan' düzen
yoz bir düzensizlik biçimidir.
yeryön ve yol


Düzenlilik gereksinmesinden
—yani düzensizlikten— çıkmayan
'düzen' beş para etmez düzen olarak...


Kişi yoldaş diye
ancak kendi ulaşabildiği yerlere varabilecek
daha ileriye yürüyemeyecek kişiler seçiyorsa
kendisi de duruyor demektir... (Oysa:
"...daß Andere sie aufnehmen
und fortsetzen ... mögen ... kommen
und weiterfliegen ...
und es besser machen ...")

Bir yerde ('bir süre için' diyerek)
dinelen kişi için en büyük tehlike
o yere yakınlık duyması; o yeri
bütün yollarının sonu
bütün yönlerinin ereği sayması;
yerleşebileceği bir yer saymasıdır
— en büyük tehlike huzurlu yerdir:-
Mezardır orası...

Her bir yorgun yolcunun dineldiği yer
dinlenmiş bir yolcunun yola çıktığı yerdir.


Kendine yeni bir yol arayan kişi önce
kendinden önce yürünmüş yollara bir bakar
— kendi yürümek isteyebileceği yola benzer
bir yol bulmak için; çoğunlukla da bulur —
ama acaba o bulduğu yol(lar)
tam da bulduğu yol(lar) olarak
kendi aradığı yola aykırı değil mi? —
Yeni bir yol aramıyor muydu arayan kişi
— ne işi var öyleyse eski (yürünmüş)
yollarda?!

Belirli bir yol arayan kişi için en büyük
tehlike o yolu bir yerde durarak 'bakarak'
arayabileceğini (hatta bulabileceğini)
sanmasıdır — çünkü yollar bulunmaz:
yürünür; yerlerde ise olsa olsa durulur
— onlar bulunur; artık yürünmez...

Yola çıkacak kişinin aşması gereken
ilk ve en önemli engel
kendi yerleşikliğidir :
kendi yeri
— kendisidir...
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:30   #2
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Eminmisiniz

Yağmurun birgün dinmeyeceğinden hiç bitmez görünen
hayat ırmağının birgün kurumayacağından sizi alıp
diyardan diyara gezdiren rüzgârın duruvermeyeceğinden.
Emin misin ?

"Ben olmazsam olmaz" dediğiniz işlerin asla sizsiz
yapılamayacağından
Emin misiniz ?

Size uzanan ellerin hep yanında olacağından yüreğinizi
verdiklerinizinbirgün sırtlarını dönüp gitmeyeceğinden.
Emin misin ?

Size hep açık duran kapıların birgün
kapanmayacağından ve şaşırıp kalmayacağınınızdan.
Emin misiniz ?

Güzel bir hayat yaşadığınızdan
yapabileceğiniz herşeyi yaptığınızdan.
Emin misiniz?

Bütün bunlar için bir kere daha fırsatınız olacağından.
Sahiden emin misiniz ?
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:30   #3
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

çok dikkatli
kullanmalısın : fazla koyarsan ya gereksizce büyük alevler
elde edersin ya da yanamayan çıra parçalarındaki reçinenin
tütmesine yol açarsın; az koyarsan hem kalın odunları
tutuşturacak kadar alevin olmaz hem de yanamayan odunlar
tütmeğe başlarlar — tam ölçüsünü tam yerini tam zamanını
bulmalısın ateşini yakmağa başlarken.

12.
Ateş bir kez yanmağa başlayınca senin denetiminden
çıkar gibi olur — ama unutmamalısın ki kendi haline
bırakılan ateş gerçi koşullar uygunsa harlar; ama
kısa zamanda yakabileceklerini yakarak tükenme sürecine
girer: Ateşin ilk niteliği yayılmaksa son niteliği de tükenmektir.

Bu yüzden ateşini 'beslemen' gerekir : tam zamanında tam yerine
yeni yanacak odunlar koyman; belirli bir yanı tükenmeğe
yüztutmuş odunları biribirlerine göre çevirmen; yanamayarak
tütmeğe başlamış odunları yanabilecekleri bir konuma getirmen
— bir sürü düzenleme ayarlama…

Ateşini kendi haline bırakamazsın — bırakırsan tükenip söner…

Ateşinden sorumlusun.
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:31   #4
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Hayatı tersine yaşamak


Hayat tersine yaşanmalıydı bence..
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık
Kırk yıl çalışmalıydık ta ki emekliliğin tadını
çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra liseye hazır hale
gelinceye dek PARTİ yapmalıydık.
İyice ufalmalıydık oyun oynayıp sorumlulukları unutmalıydık...
Küçük bir kız ya da erkek bebek olunca annemize
dönmeli son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli
ve.. sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.

Norman GLASS
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:31   #5
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerideki budist rahip kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.

Gelen yabancı tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu. Sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.

Yabancı tapınağın bahçesine döndü. Aldığı bir gül yaprağını kabin içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı içerideki budist rahip saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

ewet sizce zaman ayıramadıgımız yada sadece zaman diil herhangi bir biçimde hayatımızda
yer edinebilecek ama bizim izin wermediğimiz neler war.dışarıda çok fazla gül oldugunu unutmamak lazım dimi?
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:32   #6
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Dünyanın En

Güzel Adını

Taşıyan Tablo



•John Minum- The World of Art•



Tabloları ile ün yapmış bir ressam günün birinde en güzel yapıtını yapmaya karar verdi. Konu bulmak için kent dışında dolaşmaya çıktı. Ressamı tanıyan biri “Böyle nereye gidiyorsun dostum?” diye sordu.

Ressam “Bilmiyorum dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmak istiyorum” diye yanıt verdi. “Belki siz dünyanın en güzel şeyinin ne olduğunu söyleyebilirsiniz.”

Adam biraz düşündükten sonra “Kolay” dedi. “Dünyanın neresine giderseniz gidin en güzel şeyin inanç olduğunu göreceksiniz.”

Ressam yanıt vermeden yoluna devam etti. Daha sonra çok saygı duyduğu bir adama rastladı. Ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sordu. İkinci adam da bir süre düşündükten sonra şunları söyledi:

“Dünyanın en güzel şeyi aşktır. Yoksulları zenginleştiren gözyaşlarını tatlılaştıran azı çok yapan o değil midir? Aşksız hiçbir şey güzel olamaz.”

Ressam dünyanın en güzel şeyini aramaya devam etti. Yolda giderken rastladığı yorgun bir askere de aynı şeyi sordu. Asker kendisine şunları söyledi:

“Dünyanın en güzel şeyi barıştır. En çirkin şeyi de savaş... Barış olan yerde her zaman güzellik bulabilirsiniz.”

O zaman ressam şöyle düşünmeye başladı.

“Dünyanın en güzel şeyleri; inanç aşk ve barış ise onların resmini nasıl bulabilirim?”

Başını sallayarak evine döndü. Kapıdan içeri girince dünyanın en güzel şeyini bulmuştu. Çocukların gözünde inanç eşinin gözünde aşk evinde barış ve mutluluk hüküm sürüyordu.

Bunlardan ilham alan ressam dünyanın en güzel şeyinin resmini yaptı.

İşi bitince boyalarını ve fırçalarını topladı. Daha sonra tuvalin örtüsünü kaldırarak uzun uzun seyretti yapıtını; kendine güvenen bir aile reisi mutlu bir kadın ve böyle mutlu bir ortamda yüzleri pırıl pırıl parlayan çocuklar ışık oyunlarıyla dolu sıcak bir ortamda resmedilmişlerdi.

Ressam daha sonra tablosuna “Evim” adını verdi.•
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:32   #7
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Dava

Avukat Petroçelli'nin kaybettigi tek dava:

Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu..Futbolcu yakalanmıstı... Ama karısının cesedi ortada yoktu..
Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi.. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu..
Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:
"Sayın jüri müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum..
Buna az sonra sizler de inanacaksınız.. Neden mi?
Bakın şimdi 1'den 10'a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı bu kapıdan içeri girecek..
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10..."
Bütün jüri kapiya döndü... Kimse girmedi içeri..
Avukat bir savunma dehasıydı; öldürücü hamlesini yapti..
"Bakın siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz.. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız.. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum.."

Jüri ünlü futbolcuyu suçlu buldugunu bildirdi ve dava bu sekilde sonuçlandı..
Mahkeme çıkışında avukat bayan jüri başkanına yaklaştı:

"10'a kadar saydığımda siz de diger üyeler gibi kapıya bakmıştınız.. Neden böyle bir karara imza attınız?"
"Doğru" dedi jüri başkanı;
"Ben de kapıya baktım ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!.."
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:33   #8
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Bir Kartal Hikayesi


Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar.
Yumurtayı kümese getirdiklerinde kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler.Zaman geçti yumurtayı getirenler de unuttuonlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar...

Bir anne bulundu yetim yumurtaya kuluçka başladı.Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı.İçinden simsiyah kanatlıilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı.... Herkes mutluyduböylesini ilk defa görmüşlerdi.Anne tavuk dersler vermeye başladı yavrusuna: "Bak yavrumyerden bulduğun böceği şöyle ye!Arpayı buğdayı böyle ye!."Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da öğretti annesi: "Bak yavrum eğer kedi buradan gelirse aksi istikamete doğru kaçşuradan gelirse buraya kaç..."

Büyük tavuk büyüdükçe güzelleşiyordu.Oldukça uzun kanatları vardı. Ara sıra diğerleri onun kanatlarına bakmak için geliyorlardı...

Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken büyük tavuğun gözügökyüzünden süzülerek korkunç bir ihtişamla geçiş yapan başka bir canlıya ilişti.

-Anne bu ne? Dedi büyük tavuk.
-Ha o mu? O kartal yavrumkuşların padişahı.
-Ne de güzel uçuyor!
-Evet yavrum! Ama sen sakın ona özenme.Asla onun gibi olamazsın!Sen bir tavuksun.Senden önce babandedenamcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı..SEN BİR TAVUKSUN VE BİR TAVUK GİBİ YAŞAMALISIN.

O günden sonra büyük tavukömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çekti...ve her seferinde "keşke bende bir kartal olup uçabilseydim." Dedi.Yine bir gün siyah kanatlı büyük tavuk ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gitti...O nu bir tavuk gibi defnettiler; kii hakikatte ölen bir kartaldı..

"Bir kartal gibi doğupbir tavuk gibi yaşayan ve kartallara özenip sonunda bir tavuk gibi ölen binlerce kartal var.Yıl 2004 yer DÜNYA..Şu anda kendi gücünün farkına varamayanmilyonlarca hatta milyarlarca insan var yeryüzünde.NE BÜYÜK ACI!!

HİÇ BİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR...
HİÇ BİR ŞEY ANLATILDIĞI GİBİ DEĞİL...
HER DUYDUĞUNA İNANMA....(BUNA BİLE )
GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN DÜNÜN GEYİĞİ DEĞİL YARININ HAYALLERİDİR..
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:33   #9
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

İyi ve Kötü
Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı başına gelenleri anlamamıştı.

Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı günahı bencilliği resme geçiriyordu...

Leonardo işini bitirdiğinde o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci o da şaşırmıştı.
'Üç yıl önce' dedi adam..
'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum pek çok hayalim vardı bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'

İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...

Paulo Coelho-Şeytan ve Genç Kadın'dan
 
Eski 02 Temmuz 2024, 10:34   #10
Çevrimiçi
 
anatoLya Kullanıcısının Avatarı
 
Varsayılan Yanıt: Felsefik Hikayeler ve Deyişler

Pers imparatorunun basveziri Büzur Mehir tarafindan

1400 yil önce tasarlanan tavla oyunu; Dünyanin en

popüler oyunlarindan biridir. Zaman kavramindan alinan

ilhamla tasarlananan oyunun zamana böylesine direnmesi

son derece etkileyici.

Senenin birligi olarak tavla bir tanedir.

Tavlanin içindeki karsilikli 6 sar hane

12 ayi temsil eder.

15 açik ve 15 koyu renkli pul

Ayin 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler.

Karsilikli 12 ser hane günün 24 saatidir.

Eski zamanlarda Hint Imparatoru satranç oyunun Pers

Imparatoruna yaninda bir mektup ile hediye olarak

göndermistir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir

açiklama yapmazken söyle bir mesaj yazmistir.

Pers Imparatoruna;

Kim daha çok düsünüyor

kim daha iyi biliyor

Kim daha ileriyi görüyorsa

O kazanir.

Iste hayat budur...



Pers Imparatoru dönemin en alim veziri olan Büzur

Mehir ile bu mesaji paylasarak ondan oyunu çözmesi ve

kendisinin de karsilik olarak Hint Imparatoruna hediye

edilmek üzere baska bir oyun icat etmesini ister.

Vezir haftalarca çalistiktan sonra gönderilen

satrancin her tas hareketini ve oyunu çözer daha sonra

da on günde tavlayi icad eder ve imparatora sunar.

Hint Imparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek

üzere söyle bir mesaj hazirlanir.

Hint Imparatoruna;

Evet Kim daha çok düsünüyor

kim daha iyi biliyor

Kim daha ileriyi görüyorsa

O kazanir.

AMA BIRAZ DA SANSTIR.

Iste hayat budur.
 
  

Yer İmleri

Etiketler
deyişler, felsefik, hikayeler

Konu Araçları
Görünüm Modları

Yayınlama Kuralları


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:57

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

Forumda.Org, altyapısını oluşturan yazılım olan vBulletin®'i lisanslı kullanmaktadır.
genel forum - genel forum sitesi

Forumda.Org, bir genel forum sitesidir. Bu yüzden forumumuza kaydolan her üye, kontrol edilmeksizin içerik paylaşabilir. 5651 sayılı kanuna göre forum sitemiz yer sağlayıcı kapsamındadır. İçerik sağlayıcı değildir. İçerik sağlayıcı; içeriği üreten, yayımlayan forum üyesidir. Dolayısıyla bildirim almadığımızda içeriklerden yana yükümlülüğümüz doğmaz. Bu itibarla; paylaşılan materyallerden doğabilecek her türlü yasal sorumluluk paylaşımı gerçekleştiren kullanıcıya aittir. Forumda.Org, hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. İllegal herhangi bir faaliyetin görülmesi durumunda bildirimi için İLETİŞİM linkindeki form doldurulursa, ilgili içeriğe ilişkin hukuki inceleme yapılacak ve en geç 48 saat içerisinde işlem gerçekleştirilip dönüş sağlanacaktır.

5101 sayılı yasayla değişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafından yasaklanmış olup, yasal işlem başlatılması durumunda, paylaşan kişilerin bilgileri müzekkere yazan yetkili makam ile paylaşılacaktır.